Bunlar da İlginizi Çekebilir

Bizi Arayın

Ankara Kurşun Döktürme Deneyimim

Merak ettiğiniz konunun anlamını, öne çıkan ayrıntılarını ve farklı yorumlarını bu rehberde keşfedin.

Bu Yazıda Neler Bulacaksınız?





Ankara Kurşun Döktürme Deneyimim: Kızılay’daki Falcıya Gittim


Bu yazıyı kimseyi korkutmak için yazmıyorum. Çünkü aynı şeyi yaşayıp “ben mi delirdim” diye soran biri varsa, önce onun yalnız olmadığını bilmesini istiyorum. Bu yüzden Ankara kurşun döktürme deneyimimi olduğu gibi, birinci ağızdan anlatacağım.

Her Şey Çocuklukta Başladı

Çocukluğumdan beri insanların etrafında ince bir çizgi görürüm. Bu, aura kitaplarında anlatılan mor mavi bir ışık değil; sadece bedenin bittiği yerde beliren bir kalınlık, suyun içinde duran bir cam gibi. Kimi insanda bu çizgi parmak kalınlığındaydı, kimisinde ise neredeyse yoktu.

İlk kez yedi yaşımdayken fark ettim. O sırada Keçiören’de oturuyorduk ve sınıf öğretmenimin omzunun üstünde bu çizgiyi görünce herkesin aynısını gördüğünü sandım. Ancak yıllarca bunu kimseye anlatmadım. Üstelik sadece insanlarda değil; bitkilerde, bazen kedilerde, hatta nadiren eşyalarda da aynı kalınlığı fark ediyordum.

2021 Sonbaharında Değişim Başladı

2021 sonbaharında her şey değişti. O gün işten çıktım, Kızılay’dan otobüse bindim ve eve varana kadar kafamın içi uğulduyordu. Bu yüzden ilk kez meditasyon denemeye karar verdim. Ne bir hocam vardı ne de bildiğim bir yöntem; sadece gözlerimi kapadım ve nefesimi saymaya başladım.

Ne kadar sürdüğünü bilmiyorum, ama telefonuma baktığımda üzerinden bir buçuk saat geçmişti. Çünkü o esnada bir ses duydum: yaşlı bir adam sesi, fakat yorgun değil, tam tersine benden çok daha diri ve canlıydı. Bana bedenimi teslim etmemi istedi. Bu bir rica gibi değildi; tersine, ne yaptığını bilen birinin tonuydu.

Hayır dediğim anda göğsümün ortasında keskin bir çekilme hissettim. Sanki bir şey beni kendi bedenimden dışarı itiyordu; en doğru tarifi bu. Gözümü açtığımda ellerim buz gibiydi ve ardından üç gün boyunca uyuyamadım.

Görüş Azalmaya Başladı

O günden sonra görme yetim yavaş yavaş azaldı. İlk olarak en yakın arkadaşımda fark ettim; onun çizgisi her zaman en kalın olandı. Ancak bir akşam Tunalı’da otururken baktım, o çizgi neredeyse kaybolmuştu.

Aylar geçtikçe durum daha da kötüleşti ve insanların çoğunda bu görüntü tamamen silindi. Bu yılın şubatına geldiğimde ise sadece birkaç kişide, ondan da az sayıda eşyada bir şeyler görebiliyordum. İşte tam bu noktada “artık birine sormam gerekiyor” dedim.

Ankara’da Falcı Aramaya Başladım

Ankara’da fal dendiğinde akla hep aynı yerler geliyor: Kızılay’daki fal cafe’ler, Bahçelievler’in ara sokaklarındaki evler, ayrıca Kızılay ve Ümitköy’de randevuyla çalışan isimler. Bu yüzden listemi buradan oluşturdum ve üç ay boyunca Ankara’yı adım adım gezdim.

İlk durağım Kızılay’da bir fal cafe oldu. Orada kahve falıma baktılar ve fincanın dibinde “yolun açık” dediler. Sözleri güzeldi, fakat anlattığım şeyi hiç duymamış gibiydiler. Ardından Bahçelievler’de bir kadına tarot falı baktırdım. Kartları açtığında “senin bir şeyin kapanmış, ama sen kapatmamışsın” dedi. Bu, ilk kez konuyu doğru yerden tutan biriydi; ne var ki devamını getiremedi.

Ankara Kurşun Döktürme Deneyimim

İşte tam burada Ankara kurşun döktürme konusunu duydum. Görüştüğüm kişiler “sende korku oturmuş, önce onu almak gerekiyor” dedi. Bu yüzden Ümitköy’de, apartmanın giriş katında oturan, salonu tertemiz, yaşça büyük bir teyzeye gittim.

Teyze önce kurşunu erittiği kabı hazırladı ve ardından suya döktü. Suyun üstünde beliren şekil bana pek bir şey ifade etmedi; ancak kadın kurşuna bakar bakmaz başını kaldırdı ve şöyle dedi: “Sen bir kere uyanıkken uyumuşsun.” Üstelik bunu söylerken ben ona meditasyondan hiç bahsetmemiştim.

İki ay içinde toplam üç kez kurşun döktürdüm. Sonuç olarak uyku düzenim düzeldi, göğsümdeki baskı hissi geçti. Yine de aradığım görüş bir türlü geri gelmedi.

Kızılay’da Yıldızname Baktırdım

Son durağım Kızılay oldu. Yıldızname baktıran bir tanıdığım, ısrarla beni oraya götürdü. Adam önce doğum tarihimi aldı, uzun uzun inceledi ve sonunda şunu söyledi:

“Bu yeti sende doğuştan var, kimse onu senden alamaz. Sen onu kendin kapattın. O gece korktun ve korktuğun anda kapıyı içeriden kilitledin. Ama unutma, kilidin anahtarı da hâlâ sende.”

Bunu duyunca ilk tepkim sinirlenmek oldu; çünkü aylardır Ankara’nın bir ucundan öbür ucuna gidip geliyordum ve herkes bana “sen” diyordu. Ancak aradan bir yıl geçti ve şimdi geriye dönüp baktığımda, galiba en doğru cümle oydu.

Bugün Neredeyim

Bugün hâlâ çok az kişide o eski görüntüyü fark ediyorum. Bazen otobüste, bazen markette, hiç tanımadığım birinin omzunda o kalınlık birden beliriyor ve içim ısınıyor. Geri geleceğine inanıyorum; sadece artık acele etmiyorum.

Ankara’da Gerçek Falcılar Arıyorsanız

Eğer siz de benzer bir şey yaşadıysanız ve Ankara’da gerçek falcılar arıyorsanız, şu iki noktayı aklınızda tutmanızı öneririm.

Birincisi: kimse tek bir seansta kaybettiğinizi geri veremez. Çünkü size “üç günde hallederim” diyen kişi genelde bu işi yapmıyor, sadece bu işin satışını yapıyor.

İkincisi: kahve falı, tarot, niyet falı, su falı ya da kurşun dökme — bunların hepsi aslında birer ayna. Sonuçta aynaya bakan sizsiniz. Bana en çok iyi gelen şey, doğru cevabı veren biri değil, doğru soruyu sordurabilen biriydi.

Son olarak, o gece duyduğum sese, kim olduğunu hâlâ bilmediğim o yaşlı adama dair bir fikrim yok. Eğer bilen varsa, gerçekten merak ediyorum.


Bu Yazıyı Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yeni Yazılardan Haberdar Olun

Astroloji, yorum türleri ve spiritüel farkındalıkla ilgili yeni içerikleri kaçırmayın.

    Editörün Seçtikleri

    Popüler Yazılar